• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://tr-tr.facebook.com/pages/Yunt%C3%BCrk-Yunanistan-T%C3%BCrkleri-K%C3%BClt%C3%BCr-ve-Dayan%C4%B1%C5%9Fma-Derne%C4%9Fi/437619229599053
  • https://twitter.com/yun_turk
YUNTÜRK LOGO
Batı Trakya ile ilgili YÖK Tez ve Makaleler
TBMM Batı Trakya Oturumu
Yunanistan Vize Ofisi
Ziyaret İstatistiği
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam73
Toplam Ziyaret5204809
Üyelik Girişi
                        
YUNANİSTAN TÜRKLERİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ 
Cesaret yoksa, esaret vardır!
Cesaret yoksa, esaret vardır!

Bir Hint masalına göre, kedi korkusundan devamlı endişe içinde yaşayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür.

Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür. Ve der ki, "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem."

Ünlü yazar Shakespeare şöyle diyor:

“İnsanların çoğu, kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor. Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için. Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için. Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için. Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."

Dünya hayatı dediğimiz, şu göz açıp kapayana kadar geçen zaman dilimi içerisinde bir an bile imtihan içinde olduğumuzu unutmamalıyız. Çevremizin ve toplumun bize yüklediği sorumlulukları yerine getirebilmek için imkânları sonuna kadar zorlamalıyız. Ancak güç yetiremeyeceğimiz işlere de karışmamalıyız. Bütün bunları yaparken de cesaretimizi asla kaybetmemeliyiz. Zira cesaretimizi kaybettiğimiz anda başkaları tarafından yönetilmeye başlarız. Kendi benliğimizi ve öz kimliğimizi inkâr eder duruma geliriz.

İçinde yaşadığımız toplum içerisinde de böyle insanları görmek mümkündür. Beş paralık menfaat uğruna kendilerini aynı hint masalındaki fare misali başkalarının kucağına salıvermişler. Bu kimseler bakarsıznız bir gün uyduruk kitaplar yayınlarlar, dernek kurarlar ve güya gazete çıkartırlar. Bakarsınız bir gün halkımızım asla tasvip etmediği  uyduruk kimlik ve dilleri meşrulaştırmaya çalışırlar. İnsanımızı harcamak isteyenlerle birlikte hareket eden ve bu çevrelerden güç almaya çalışan, zavallı, korkak ve cesaretsiz kimseler oluverirler. Geçmişlerine baksanız, tam tersi.  Bunların bir gün fare’den kediye, bir başka gün de kediden köpeğe, köpekten bilmem neye dönüştürüldüğünü görürsünüz, yani bunları istedikleri gibi kullanırlar ve sonunda bir paçavra gibi bir kenara atıverirler. Böyle tiplerin her zaman ve mekânda sonu rezalet ve sefalet olmuştur.

Yaşadığımız toplumda, hem kendi hem de aynı din, dil ve kültürü paylaştığımız çevremizin toplumsal menfaatlerini muhafaza etmek ve inandığımız dini, konuştuğumuz dili ve sahip olduğumuz kültürel değerleri bizden sonraki nesillere aktarabilmek için öncelikle kişiliğimizden, kimliğimizden asla taviz vermemeliyiz. Her zaman gerçeklerin ve doğrunun yanında yer alarak cesaretli olmalıyız. Gerçekleri konuşmaktan ve anlatmaktan hiçbir zaman çekinmemeliyiz. Diyeceksiniz ki “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” Elbetteki kovarlar. Gülü koklayabilmek için elimize biraz da diken batması gerekiyor. Bu dünyada hiçbir şey kolay elde edilmiyor. Yan gelip yatmakla, sıkıntı ve çile çekmeden başarı elde etmek mümkün değildir. Kolaylıkla elde edilmiş başarıların ise sonu hüsran olabilmektedir.

Yürüdüğümüz yollar dikenli, çamurlu ve engebeli olabilir. Yaşadığımız bu ülkede birçok hakkımızdan mahrum ediliyoruz. Hayatımız her alanda zorlaştırılıyor. Bizden olan, Müslüman Türk kimliğine sahip olan, ancak sahip olduğu bu güzel hasletlerin bilincinde olmayan kardeşlerimiz de maalesef oluyor. Bunlar sadece cesaretini kaybetmiş ve farkında olmadan esaret altında özgür olduklarını zannedenlerdir.  Biz, cersaretimizle, gerçekleri haykırarak, sabırla çok çalışarak toplumumuzu doğru yönde bilgilendirmeye devam edeceğiz. Milli ve dini değerlerimizi yaşatarak milletimizi canlı ve dik tutmaya çalışacağız. Haklarımızı elde edebilmek için zorluklarla karşı karşıya kalacağız. Kimi zaman tehditler alacağız. İşimizden-aşımızdan olacağız. Belki zaman gelecek uğrunda mücadele ettiğimiz dava uğruna canımızdan da olacağız. Her ne pahasına olursa olsun bu dünya hayatının neticesinde ahiret saadetini arzu ediyorsak, bu dünyada her türlü güçlüğe katlanacağız.

Yazımı cesareti ve adaleti ile bilinen Hz. Ömer (R.A.)’in şu sözüyle bitirmek istiyorum: “Hâinlerin cesaretli, atılgan, iş başarır ve girişken olmalarından; öbür yanda ise; iyi ve dürüst insanların korkaklığından, çekingenliğinden ve pısırıklığından Allah’a sığınırım.”

Bilal Budur

  
1753 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın