• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://tr-tr.facebook.com/pages/Yunt%C3%BCrk-Yunanistan-T%C3%BCrkleri-K%C3%BClt%C3%BCr-ve-Dayan%C4%B1%C5%9Fma-Derne%C4%9Fi/437619229599053
  • https://twitter.com/yun_turk
YUNTÜRK LOGO
Batı Trakya ile ilgili YÖK Tez ve Makaleler
TBMM Batı Trakya Oturumu
Yunanistan Vize Ofisi
Ziyaret İstatistiği
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam24
Toplam Ziyaret5181270
Üyelik Girişi
                        
YUNANİSTAN TÜRKLERİ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ 

İngiltere'nin geleceği

İngiltere'nin geleceği ..ÖMER ÖZKAYA
















İngiltere'nin geleceği 

İngiltere dünyanın yönetici devletlerinden biriydi, bugün değil. Çünkü kibre kapıldı, kendisini güncelleyemedi, yenileyemedi. İngiltere yıllarca dünyanın denizlerine hâkim oldu ancak bilim insanlarını ABD'ye kaptırıp petrolden nükleere geçemeyince, denizler hâkimiyetini kaybetti. Denizler hâkimiyetini kaybedince dünya hâkimiyetini kaybetti. 

Bilim insanları, İngiltere'nin döneminin kapanmakta olduğunu, yükselen yeni gücün, akrabalarının da yaşadığı ABD olduğunu görmüşlerdi. Amerika da tüm dünyadan bilim insanlarını kendine çekmek için parayı kullandı. Bilim insanlarıyla beraber küresel bazı ticari sırlar, ilmi sırlar ABD'ye geçti, ABD liderlik sırlarına kavuştu. Bilginin yer değiştirmesiyle liderlik de yer değiştirdi, ABD, İngiltere'nin yerini aldı. İngiltere, rica ile liderlik koltuğunda oturamayacağını anlamıştı. Ya Babil Kulesi gibi yıkılıp yok olacak ya da bir çıkış yolu bulacaktı. ABD, İngiltere’nin kibrinin tüm sorunlarının sebebi olduğunu, “bilgi”nin İngiltere'ye liderlik getirdiğini biliyordu.Bugünkü ABD, önemli ölçüde, Amerika'ya göç etmiş Alman ve İngiliz bilim insanlarının eseridir. 

Kraliçe defol! 

1960’lar, ABD’nin Kanada üzerine iyice eğildiği yıllardı. İngiltere, ABD’nin Kanada’ya ilgisinden hep rahatsız oldu. Yaklaşık 50 yıl önce İngiltere Kraliçesi, kendi toprağı Kanada’da hiç unutamayacağı olaylar yaşadı. Bunlar kendiliğinden gelişen olaylar olamazdı, bunun bir organizatörü olmalıydı! 1964’ün Kasım ayı başında İngiltere Kraliçesi Elizabeth, “Britania” adlı Kraliyet yatından inerek Kanada topraklarına ayak bastığı sırada alkışlarla karşılanacağını ümit ederken, “Elizabeth defol” sloganlarıyla karşılandı. Bu olaydan sonra Kraliçe’nin Kanada seyahati boyunca yüzü hiç gülmedi. Devam eden günlerde de Kraliçe, Ottawa şehri dışında bütün Kanada tarafından protesto edildi, gittiği her yerde yuhlandı. Şehir polisi göstericilerle baş edemeyince diğer eyaletlerden yardım istendi, seyahati boyunca tazyikli su ve zırhlı gaz bombası araçları Kraliçe’yi gölge gibi takip etti. Turpun büyüğü heybedeymiş, gezinin sonunda ülkeden ayrılmak için yatına doğru yürüyen Kraliçe’nin önüne çürük bir merdiven konduğu son anda anlaşıldı, yata yeni bir merdiven monte edildi, Elizabeth arkasına bakmadan gitti.Bu protesto eylemlerinin arkasında Amerika vardı. 

1960’larda, Kanada-Quebec’te ABD’nin hak iddia etmesi ABD-İngiltere ilişkilerini bozdu. Quebec, bölgenin en stratejik noktalarından biri ve ABD’nin Boston şehrinin sınır komşusu. Kanada’nın iki kurucu unsuru var: İngilizler ve Fransızlar. Amerika, nüfusunun tamamına yakınını (8 milyonluk eyaletin 7 milyonu) Fransızlar’ın oluşturduğu Quebec’i referandumla kendine bağlamak istedi. Quebec’in Kanada’dan ayrılma arzularının arkasında ABD var. 1960’larda Quebec Kurtuluş Cephesi’nin silahlı eylemleriyle ortaya çıkan aşırı ırkçı ayrılıkçı akım, Kanada’yı halen bölünme tehdidi altında tutuyor. Washington’un bölgeye ilgisi devam ediyor, ABD, Quebec’i Kanada’dan koparmaya kararlı. Quebec, Kanada’dan ayrılıp ABD’ye bağlanabilir. Perşembe günü devam edelim. 
 
İngiltere'nin geleceği (2) 

Dünyanın bir zamanlar hâkimi olan İngiltere şimdi akıl oyunlarıyla ayakta zor duruyor, maddi gücü neredeyse tükenmek üzere ve zayıflığını örtme çabasında. 

İngiltere’nin yokluğundan doğan boşluğu doldurma çabasındaki Amerika, dünyanın güneyinde pek yer edinemedi. Çünkü Güney, hem etnik bakımdan, hem de dini bakımdan dünyanın geri kalanından çok daha karmaşık. Güney, bu ve diğer bazı sebeplerle simüle edilememekte. İngiltere ise, Güney’deki etnik ve mezhepsel farklılıkların zaten mucidi kendisi olduğu için bölgeyi idare etmekte zorlanmadı. ABD varlığını borçlu olduğu İngiltere’nin oyunlarını çözememekte haklı, çünkü bölgenin sorunlarının mucidi kendisi değil. Bir sorunu tam anlamıyla, ancak onu ortaya koyan çözebilir. Bölgenin sorunlarının anahtarları Londra’nın cebinde. İngiliz kilidine hariçten anahtar uydurmak zordur. 

İngiltere bugün, geçmişte ettiği zulümlerin bedelini ödüyor. Londra, idaresi altındakilere çok zulmetti, milletlerin dinleriyle, inançlarıyla, farklılıklarıyla, etnik yapılarıyla oynadı. Ana besin kaynağı “ekmek ve bilgi”yle oynayarak toplumları istediği gibi şekillendirmek istedi. ABD, Londra’nın yaptığının aksine bu anlamda pek zulmetmedi, dinleri, kutsal kitapları tahrif etme, “esas” olanı bozma peşinde olmadı, verdiği tahribat daha çok fiziki oldu. ABD küresel liderliğini yüksek teknolojinin üzerine bina etti, kurduğu sistem sayesinde bütün dereler kendiliğinden ABD’ye aktı. Londra’nın kurduğu sistem ise zorbalığa dayanıyordu. 

İngiltere özellikle döneminin son yıllarında, bilgiye hak ettiği önemi ve değeri vermedi. O’nu böyle davranmaya iten şey, kibriydi. Bilgi, gerçek güçtür, yerinde kullanılırsa silahtan daha üstündür. Bilgi, su gibidir, üzerine bineni alır götürürGüneş gibidir, ayrım yapmaz, herkesi aydınlatır. 

Bilgi, kaynağı bakımından üçe ayrılır. 
1-İlahi Bilgi 
2-Dünyevi Bilgi 
3-Kadim Bilgi 
İngiltere, İlahi Bilgi’yi tahrif etmek için çok çalıştı, Dünyevi Bilgi’sini güncelleyemedi, Kadim Bilgi’yi suistimal etmek istedi. Hegemonyası zulme dayandığı için, “Bilgi”yi, hegemonyasını sürdürmek için kullanmasına müsaade edilmedi. Kadim Bilgi kendisini suistimal ettirmez! 

Londra, Kadim Bilgi’de üstünlüğü Frankfurt’a kaptırdı. Frankfurt, Kadim Bilgi’de dünyanın en önemli merkezlerinden biri haline geldi. Bilgi zenginliği sayesinde Almanya, dünyanın en önemli teknoloji ülkesi oldu. Alman teknolojisinin bugünkü seviyeye gelmesinde Kadim Bilgi’nin önemli rolü vardır. 
Pazar günü devam edelim. 
 
İngiltere'nin Geleceği (3) 

Almanya, Kadim Bilgi’de kaydettiği gelişmeyi önemli ölçüde “iyi niyet”ine borçlu. Diğer insanlar ve milletler hakkında iyi niyet sahibi olmak, art niyet taşımamak, “kötü”yü kalpten uzak tutmak, Kadim Bilgi’den azami ölçüde istifade edebilmenin şartlarından. 

Almanya, Mezopotamya ve Hindistan’da yaptığı arkeolojik kazılarda Kadim Bilgi’ye ilişkin önemli veriler elde etti. Almanya’yı Almanya yapan, Hint Mitolojisi’dir. İngiltere ise bu bölgelerin daha ziyade kaynaklarını sömürmekle meşgul oldu. Almanya diğer Avrupa güçleriyle karşılaştırıldığında bu anlamda daha temiz bir sicile sahiptir.Kadim Bilgi, Almanya’nın en önemli bilgi kaynağı. Bilgi, modern dünyanın Tanrı’sı gibi. Kadim Bilgi, Almanya’nın yücelmesinde önemli pay sahibi. İngiltere, Kadim Bilgi’yi önceleri iyi niyetle kullandı. Amerika hâlen, Almanya’nın Kadim Bilgi’yle ilişkisini çözme çabasında ve Kadim Bilgi’yle irtibat peşinde. 

“Yeni Koçbaşı” olarak kullanılmak istenen Almanya, Fransa’nın maceralarının başına açtığı sorunların farkında, dolayısıyla Almanya temkinli olmak zorunda. Fransa dünya liderliği hayali yolunda imparatorluğunu kaybetti. Fransa, İngiltere’yi liderliğinin önünde engel olarak görüyordu. İngiltere, Fransa’ya; Almanya’ya karşı ittifak yapma önerisinde bulundu. 

Bu gelişmelerden yıllar sonra, 1934’te, üç Alman uzman Dr. Kurt Koehler, Dr. Oluf Köllmann ve Dr. Wilhelm Eilers tarafından Alman devleti için kaleme alınacak “Nüfuz Mıntıkaları Politikası” başlıklı bir raporda da “İngiltere, Rusya, Kuzey Amerika ve Fransa, dünyanın çeşitli bölgelerini, politik, ekonomik ve kültürel bakımdan kendi nüfuzu altına almaktadır. Böyle büyük nüfuz mıntıkalarının teşekkülü ve genişlemesi karşısında Almanya seyirci kalamaz. Almanya'nın da kendisi için kuvvetlerini harekete geçirmesi kendi mevcudiyetini muhafaza için bir zarurettir… Harpten evvel olduğu kadar şimdi de bu bir hakikattir: Avrupa’daki düşmanımız Fransa, bütün dünyadaki düşmanımız ise İngiltere’dir” denecekti (Kaynak: T.C Başbakanlık Arşivi, Nisan 1934 tarihli rapor - 030 10 231 558 9 numaralı dosya). 

Fransa, Londra’nın Almanya’ya karşı ittifak yapma önerisini kabul etti ama bir taraftan da kendi planını takip etti. İngiltere olup-bitenlerin farkındaydı, Londra’daki Kadim Bilgi’yle irtibatlı bazı mahfiller harekete geçti. Rakiplerini affetmeyen İngiltere, Fransa’yı hedefine koydu. Londra, Paris’i İspanya-Sevilla’ya saldırttı. Almanya, İngiltere’nin planından haberdardı. Fransa, Sevilla üzerinden Akdeniz’in giriş kapısı Cebel-i Tarık Boğazı’nı tutmak, İngiltere’nin Hindistan yolunu tıkamak istiyordu. Bu istek gerçek miydi, yoksa bir örtü müydü, hedef gerçekten İngiltere miydi? 

Yarın devam edelim.
 
İngiltere’nin geleceği (4)

Fransa, Sevilla üzerinden Akdeniz’in giriş kapısı Cebel-i Tarık Boğazı’nı tutmak, İngiltere’nin Hindistan yolunu tıkamak istiyordu. Bu istek gerçek miydi, yoksa bir örtü müydü, hedef gerçekten İngiltere miydi? Almanya, Fransa’nın bu amaç uğrunda yok olacağını tahmin ediyordu. Paris hayallerinin esiri olmuştu. Almanya, Paris’in kendi kendine başına bela açtığının farkındaydı. Londra da, Sevilla’nın Almanya için yalnızca bir sayfiye şehri olmadığını biliyordu. Almanya Paris’in Sevilla’yı, aslında İngiltere’nin Hindistan yolunu kesmek için tutmadığını, Fransa’nın Sevilla’yı elinde tutarak kendisini kuşattığını görüyordu.  

Bu süreçte İngiltere, Paris’i, Paris’in çok güvendiği kanallar üzerinden manüple etti. Berlin olup-bitenlerin farkındaydı. Aslında tüm taraflar her şeyin farkında ama önünü alamadıkları bir sürecin içindeydiler, Londra hariç! En az beş ayağı olan bu oyunu, kurgulayan ve yöneten İngiltere’ydi. 

Almanya, Paris’in yalnızca Cebel-i Tarık’ı tutmak için orada olmadığını biliyor ve İngiltere’nin kendisine tuzak kurduğunun farkındaydı. İngiltere oyunu çok güzel kurmuştu, ta ki Almanya, Fransa’ya karşılık vermeyeceğini açıklayana kadar! İngiltere, Almanya’nın Fransa’ya savaş açmasını kurgulamıştı. 

Almanya, Fransa’nın; İngiltere’nin tuzağına düştüğünü biliyordu. Almanya, Londra’nın kurgularının boş çıkması için yalnızca savaş açmamakla yetinmedi, istihbarat operasyonlarıyla İngiltere’nin planlarını deşifre etti. Almanya, Londra’ya göre; Fransa’ya savaş açacak, Londra böylece iki düşmanından kurtulacaktı.
 
İngiltere, Almanya’nın planlarını deşifre etmesine bir suikastle karşılık verdi. ABD’de yerleşik bir Alman şirketinin kurucusu Echard Vizach öldürüldü. Vizach, Alman istihbaratının Amerika’daki en nitelikli elemanıydı. ABD, Vizach üzerinden, İngiltere’nin planlarının deşifre edilmesinde Almanya’ya yardım ediyordu. Bu suikastle İngiltere, hem ABD’yi hem de Almanya’yı aynı andan uyarmış oluyordu. 

Almanya, Londra’nın planlarını deşifre etmenin bedelini ağır ödedi. Vizach, Almanya’nın çok uzun yıllar süren emeklerinin ürünüydü. Vizach aslen Türk’tü. Londra, Vizach’ın bilgilerine sahipti. Almanya, Vizach’i çocukken almış, yetiştirmişti. Vizach, İstanbul doğumluydu, raporlarının bir nüshasını da İstanbul’a gönderirdi. Vizach, Almanya’nın 50 yıllık çalışmasının ürünüydü. Almanya, Vizach’ı Paris’in niyetlerine kurban verdi. Yalnızca Vizach değil, Türk istihbaratının Zürih’teki varlığı da deşifre oldu. Paris, Almanya’nın 50 yıllık emeğini boşa çıkarttı… Perşembe günü devam edelim. 

ngiltere'nin geleceği (5) 

İngiltere, Almanya'yı imparatorluğunun önündeki en önemli engel olarak görüyordu. Aynı şekilde Almanya da İngiltere'yi imparatorluğunun önündeki en önemli engel olarak görüyordu. 

Almanya rüyasının peşine düştü. Kadim Bilgi'nin de desteğiyle önemli teknolojik gelişmeler kaydetti, bazı gelişmiş ülkeler henüz çamaşır makinası geliştirmekle meşgulken, Alman bilim insanları 1928'de kıtalararası füze testleri yapıyorlardı. İngiltere ise çöküşe geçmişti, ucuz işgücü (köle) ve kaynak zengini sömürgeler birer birer İngiltere'nin kontrolünden çıkıyor, Amerika ve Rusya da bu sömürgelerin bağımsızlıklarını kazanmasına destek veriyorlardı. İngiltere çöküşün önünü alamadı. 

Dünya lideri olmak isteyen ama değerli maden ve petrol fakiri Almanya, kaynak zengini ülkeler arayışındaydı ama her nereye gittiyse karşısına İngiltere çıktı. İngiltere tüm dünyanın iklim ve kaynak haritasını çıkarmış ve buraları kontrolü altına almıştı. 

Almanya yalnızca Afganistan ve civarında biraz nüfuz sahibiydi ve burada da Türklerle rekabet etmek zorundaydı. Türkiye’nin Afganistan Büyükelçiliği’nin 3 Ağustos 1938 tarihli bir raporuna göre de Afganistan’da “… kendi dillerinde bir lise idare etmekte ve bayındırlık işlerinin çoğunu ellerinde bulundurmakta olan Almanlar, iki yıldan beridir sağlık işlerini de ellerine almak için çalışmağa başlamışlar ve bu yıl da gizli ve açık teşebbüsler yapmaktan usanmamışlardır. Afgan ileri gelenleri arasından bir takım gençler de, bilerek veya bilmeyerek Almanlar’a yardım ederek bizimle(Türkiye’yle) gizli bir mücadeleye girmiş bulunmaktadırlarAlmanlar’ın elde etmek istedikleri başlıca hizmet, bugün (Türkiye’den gönderilmiş) Dr. Rıfkı Kâmil Urga’nın elinde tutmakta olduğu Afgan Kralı’nın hususi (özel) doktorluğudur.” (Kaynak: Başbakanlık Arşivi- 030 10 258 734 3 No’lu dosya) 

Ruslar, İngilizler ve bugün de Amerikalılar gibi Almanların öteden beri Afganistan’da bulunmalarının bir sebebi de Kadim Bilgi’dir. Afganistan, Kadim Bilgi’ye göre, dünyanın en kıymetli yeridir. Burasının “imparatorluklar mezarlığı” olmasının sebebi, bu özelliğidir. Afganistan, Kadim Bilgi’nin aktarım merkezidirAfganistan, Güneş’in 24 saat batmadığı bir noktaya sahiptir, dolayısıyla yeryüzündeki hiçbir hadise bu noktanın bilgisi haricinde değildirKadim Bilgi, Güneş’in “tanık”lığından faydalanır. “Güneş’in altında hiçbir şey gizli değildir” sözü, bu açıdan oldukça anlamlıdır. 

Kadim Bilgi, Londra’nın elindeki en önemli silahlardan biriydi. Londra’nın Kadim Bilgi’yi, zulme dayanan hegemonyasını sürdürmek için kullanmak istemesi, silahın elinden düşmesiyle sonuçlandı… 
Pazar günü devam edelim. 
 
İngiltere'nin Geleceği (6) 

İngiltere, değişik ırk ve inançtan insanları uzun süre idare edebilmeyi Kadim Bilgi'ye borçlu. Londra, Kadim Bilgi'yi, şeytani düzeninin yıkılmaması için kullanmak istedi, buna müsaade edilmedi, İngiltere sömürgelerini elinde tutamadı. Almanya, Kadim Bilgi'den, İngiltere'ye nazaran daha yerinde taleplerde bulundu. 

Kadim Bilgi, Güneş'e, bilgi bakımından bağımlıdır. Güneş, dünyada olup biten her şeyin atlatılamaz tanığıdırDünya'da gerçekleşen her şey, Güneş'in altında gerçekleşmektedir. Kadim Bilgi, Ay'dan da istifade etmeye çalışırAy da Dünya'da olup bitenlerin tanığıdır.  

Kadim Bilgi içinde esas enteresan olan, Ay'ın karanlık yüzünden sağlanan bilgidir. Ay'ın karanlık yüzü, Kadim Bilgi'nin, yaşamın negatif yönlerinin kayıtlarını sağladığı yerdir. Ay, dünyanın bazı bölgelerinde Güneş'in olmadığı saatlerde olup bitenleri kayıt altına almakla yükümlüdür.  

Ay, Kadim Bilgi’de önemli bir kaynaktır. Ay’ın karanlık yüzü, Kadim Bilgi’nin, negatif kayıtları zapt ettiği yerdir. Ay’ın karanlık yüzü, negatif kayıtların muhafaza edildiği yerdir. Ay’ın karanlık yüzü, negatif bilginin kontrol altında tutulduğu yerdir. Ay’ın karanlık yüzü, yalnızca dünya kayıtlarının değil, evrenin de negatif kayıtlarının tutulduğu yerdir. Güneş ise pozitif kayıtların tutulduğu yer. 

Almanya, bu anlamda Ay ve Güneş araştırmalarında hayli mesafe katetmiş bir ülke. Eğer Almanya akıbetinin, İngiltere’nin akıbeti gibi olmasını istemiyorsa, niyetini bozmamalı. 

Almanya, Londra’dan doğan boşluğa oynatılıyor. İngiltere’den sonra meydana gelen boşluk henüz doldurulmuş değil. Almanya da bu rolü oynamaya gönüllü. Almanya, Kadim Bilgi’yi Londra gibi suistimale kalkışırsa, akıbeti İngiltere ile aynı olur. 

Kadim Bilgi’nin suistimali, bu bilginin; diğer milletlerin aleyhine ve haksız kazanç çarklarının devam etmesi için, zulüm için kullanılmasıdır. Liderlik yolunda her şeyi mübah görmek, fitne çıkarmak, siyasi cinayetler işlemek, ticarette âdil olmamak, eziyet etmek, nankörlük, yağmacılık, bozgunculuk, terör, çevreyi tahrip etmek, hayvanları katletmek, zinayı yaygınlaştırmak, açlara sahip çıkmamak ve lüks yaşam, Kadim Bilgi’nin suistimalidir. 

Almanya, Kadim Bilgi’yi suistimal ederse, yalnızca teknolojik üstünlüğünü kaybetmez, siyasi ağırlığını da kaybeder. Kadim Bilgi kime destek veriyorsa, onun ne yaptığına bakar, suistimal edenden desteğini çeker. Almanya, İngiltere’yle aynı akıbeti paylaşmak istemiyorsa yalnızca rüyasının peşinde gitmesin, ahlâkı takip etsin, teknolojik üstünlüğüne çok güvenmesin. 
Yarın devam edelim...
 
İngiltere'nin Geleceği (7) 

Almanya, Kadim Bilgi’yi bütün zahmetine katlanarak öğrendi, bunu doğru şekilde kullanmazsa kaybedebilir. Züccaciye mağazasına girmiş fil gibi her şeyi yıkıp yok edebilir. Kadim Bilgi de terk ettiğine, durumunu düzeltmedikçe, kolay kolay geri dönmez. İngiltere, Kadim Bilgi’yle irtibatını kaybetti ve tekrar kuramıyor, zira rüyasının peşinde Kadim Bilgi’yi suistimal etmişti. Bugün bazı ülkeler de Kadim Bilgi’yle irtibat peşinde. Mesela Fransa, Amerika, Hollanda ve Çin. 

Almanya, Türkiye’yle ilişkilerini bozarak İngiltere’ye hizmet ediyor. İngiltere’nin stratejisine göre şu dört milletin birbirleriyle ilişkisinin iyi olmaması gerekiyor, şu dört milletin bir araya gelmeleri istenmiyor. Bunlar; Ruslar, Türkler, Yahudiler ve Almanlar. Londra’ya göre bu dört millet birbiriyle daima çatışmalı ki, İngiltere’nin planları yürüsün. 

Türkiye, İngiltere’yle Almanya yüzünden karşı karşıya gelebilir. Çünkü Almanya, İngiltere tarafından yönlendiriliyor bugün. Berlin bu yönlendirmelerden haberdar değil. İngiltere kendi planlarını, başkalarının planlarının içine yedirmekte çok mâhir.
 
Vücut direnci yıkılınca Almanya dayıkılacaktır. Almanya, dünyadaki hileler konusunda tecrübesizdir ve bu sebeple birçok savaşta, teknoloji ve disiplin bakımından daha üstün olmasına rağmen, yenilmiştir. Almanlar daima hileyle yenilmiştir, tıpkı Türkler gibi… 

İngiltere daima virüs gibi davranır, başkalarının vücuduna girer, yerleşir, yuvalanır, yavaş yavaş diğer organlara sıçrar, vücudun tamamını ele geçirir. 

Almanya, Londra’nın züccaciye mağazasına (İngiltere tarafından dizayn edilmiş olup çok hassas dengeler üzerinde duran bölgeler) girerse, mağaza hurdalığa dönebilir! Almanya biraz kabadır, züccaciye mağazasında dolaşmak belli bir dikkat gerektirir. Almanya, İngiltere’nin kurduğu hassas dengeleri gözetemez. Londra’nın uzun zamanını aldı bu dengeler. Almanya, İngiltere’nin kurduğu bu düzeni idare edemez. Almanya’yı bu rolü oynamaya iten, Küreselciler. Bunlar geçmişte İngiltere’nin arkasındaki güçler. Bunlar, şimdi “Yeni Koçbaşı” olarak Almanya’yı kullanacaklar. Almanya, İngiltere’den kalan mirası taşıyamaz çünkü buna dair kültürü yok. 

Güneş ve Ay, Kadim Bilgi’nin; tanıklığından istifade ettiği iki gezegen. Diğer gezegenler, Ay ve Güneş’in zürafasıdır, dünyada olup-bitenlere tanıklıkları daha az ayrıca Ay ve Güneş kadar tanıklıkları yoktur. Tanıklıklarının daha az olmasının sebebi, dünyaya olan uzaklıkları ve konumlarından kaynaklanan körlükleri. 

Ay ve Güneş, Kadim Bilgi’nin, bilgi deposudur… Perşembe günü devam edelim.
 
İngiltere'nin geleceği (8) 

Ay ve Güneş, Kadim Bilgi’nin, bilgi deposu. Ay ve Güneş, Kadim Bilgi’nin, yalnızca tanıklığından istifade ettiği iki gezegen değil, bunlar, dünyada olup-bitenlerin kayıt altına alındığı iki yer. Dünyada olup-bitenler, -gizli görüşmeler, suikastler ve darbe teşebbüslerinden günlük her tür gelişme-, bilgi olarak Ay ve Güneş’te muhafaza edilir. Dolayısıyla Kadim Bilgi’yle irtibatlı olanlar için “gizli” diye bir şey yoktur. Ay ve Güneş, Kadim Bilgi’den istifade etmek isteyenler için dev bir “bellek” durumundadır. “Bellek”te hemen her şey kayıtlıdır.“Bellek”, dünyada meydana gelen tüm gelişmelerin ses ve görüntü kayıtlarının tutulduğu yer. Zaten “Bellek”, “gizli” diye bir şey olmadığını göstermek için var.“Bellek”, Ay ve Güneş’in tüm gelişmeleri kaydettiği dev bir alan. 

Ay ve Güneş, İngiltere’nin bir zamanlar çok araştırdığı, üzerinde durduğu alan. Londra, Kadim Bilgi’yi suiistimal edince yaptıkları tüm çalışmalar boşa gitti. İngiltere, Kadim Bilgi’yi zulüm düzeninin devamı için kullanmak istedi. 

İngiltere, Almanya’nın Kadim Bilgi’yle irtibatından haberdar. Almanya, Kadim Bilgi’yi suiistimal etmeye kalkışırsa, akıbeti İngiltere’ninkinden farklı olmayacaktır.İngiltere, Almanya’nın birkaç trilyon dolar kıymetindeki, diğer Avrupa güçlerine nazaran daha temiz, sicilini kullanmak istiyor. Zaten Almanya da buna çoktan razı. Berlin duruma müdahale etmezse Almanya yıkılabilir. Küreselciler tıpkı İngiltere’ye yaptıkları gibi Almanya’yı da kullanıp atacaktır. 

Almanya, ilk anda geçerli ve ikna edici gibi gözüken ancak yakından bakıldığında kendilerini ele veren sahte argümanlarla muhakeme yetisi yanlış yönde kullanılarak yapılan kusurlu akıl yürütmeler ülkesi. Yaklaşık 200 yıldır Almanya, aklını kaybetmiş durumda. Almanya azalan gücünü bu durumuna borçlu. 

Almanya yalnızca teknoloji alanında iyidir, siyaset ve diplomasiden anlamaz.Berlin olmasa, Almanya çoktan çökmüştü. Berlin, yalnızca başkent değil, Almanya’nın Kadim Bilgi merkezi. Londra, Kadim Bilgi’yle irtibatını kaybedince ağırlık merkezi Berlin’e kaydı. 

Almanya, Londra tarafından uzunca bir süredir manüple edilmekte. Londra, Almanya’nın yutacağı veriler üretmekte. Almanya, Londra’nın rüyalarını süslemekte, İngiltere, Berlin’in Kadim Bilgi’yle irtibatlarının peşinde. Almanya, gücünün kaynağı Kadim Bilgi’yi suiistimal ederse sonu, İngiltere’yle aynı olur. 

Almanya, Türkiye’yle ilişkilerini bozarsa, tuzağa düşer, Londra’nın en büyük hayali de bu zaten. Almanya yalnızca teknolojik üstünlüğüyle bir şey yapamaz. 

Pazar günü devam edelim. 

İngiltere'nin Geleceği (9) 

Ay ve Güneş, Kadim Bilgi’nin bilgi bankası. İngiltere, Kadim Bilgi’yle teması 1600’lerde kurdu. İngiltere’nin bu yıllardaki üstünlüğü, bu irtibata dayanır. Almanya’nın Kadim Bilgi’yle irtibatı ise 1800’lerin sonudur. Almanya, teknolojik gelişmişliğini bu irtibata borçludur. Almanya, İngiltere gibi Kadim Bilgi’yi suistimal ederse teknolojik üstünlüğünü kaybeder. Türkiye, Kadim Bilgi’yle irtibat kurmak üzere. Bu irtibattan sonra Türkiye, kurbağa gibi ani teknolojik sıçramalar yapabilir. 

Almanya devlet olarak “ABD yanlıları” ve “İngiltere yanlıları” olarak ikiye bölünmüş, Berlin, ikisinin arasında kalmış durumda. Berlin, Almanya’yı Türkiye’yle çatıştırmak isteyen İngiltere yanlılarının karşısında. “İngiltere yanlıları”nın arkasında Londra’nın desteği var. 

Ünlü işadamlarımızdan Vitali Hakko, “Londra”nın saygın bir mensubuydu, Türkiye’ye büyük yararları olmuştur. Vefatından sonra doğan boşluk, hâlen doldurulabilmiş değil. İngiltere, Hakko’nun vefatına çok sevindi. Türkiye’ye karşı yapılması planlanan pek çok operasyon, Sayın Vitali Hakko tarafından ya iptal edildi-ettirildi, ya da ötelendi. Hakko, Türkiye’ye âşıktı, bu sebeple Siyonistler ondan nefret ederdi. Siyonistlerin onu öldürme girişimleri Türkiye tarafından engellendi. 

Vitali Hakko, Londra’nın Kadim Bilgi’yle irtibatlı bir mensubuydu. Almanya, Hakko’nun kendileriyle beraber olması için çok çalıştı ancak Hakko bunu hep reddetti. Almanya, bu sebeple buna karşı Vakko’nun Berlin’e girmesine mani olmuş, Hakko’nun vefatından az önce Hamburg’a girmelerine müsaade edilmiştir. Berlin’de mağaza açmak Hakko’nun en büyük rüyasıydı. Türkiye, Hakko’ya özür borçlu, aynı şekilde Almanya da özür borçlu. 

Almanya, Kadim Bilgi merkezi Berlin’i dinlemezse başına büyük belalar gelir ve Londra’nın tesirinden çıkmazsa, varlığı tehlikeye düşer. Kadim Bilgi de Almanya’nın yanlış uygulamalarına daha fazla seyirci kalamaz. 

Almanya, İngiltere’nin kurduğu Budist bir yapılanma olan “Gagyo”ların, Londra’nın devşirdiği İngiltere yanlısı Almanlar’ın Berlin’den çıkarılmasından sonra belki normale dönebilir. Almanya, Londra’nın kuşatması altında. Almanya, “Gagyo”ların başkent Berlin üzerindeki baskısını sonlandıramazsa, yıkılır. 

Türkiye, rüyasının tahakkuku için Kadim Bilgi’yle temasını iyi kurmalı. İstanbul, Kadim Bilgi’de kıymetli bir şehir. Bu şehir Kadim Bilgi’de dünyanın ilk beş şehri arasında.

İlk 10 şehir, önem derecesine göre şöyle sıralanıyor: 

1.  Azerbaycan / Bakü 
2.  Rusya / Moskova ve Petersburg 
3.  Afganistan / Kâbil 
4.  Türkiye / İstanbul ve İzmir 
5.  İngiltere / Londra 
6.  Filipinler / Manila 
7.  Laos 
8.  Hong Kong 
Kuzey ve Güney Amerika’yı, ayrıca Ön Kadim Bilgi merkezlerini başka bir yazıda ele alacağız. 

Peki kim bu “Gagyo”lar? Budist yapılanma “Gagyo”lar, Londra’nın emrinde ve Kadim Bilgi’nin hırsızı. İngilizler, “Gagyo”ları Berlin’e uzun zaman önce yerleştirdi.  
 

Yarın devam edelim...

İngiltere'nin geleceği (10) 

Almanya bugün, İngiltere’nin kurduğu Budist bir yapılanma olan “Gagyo”ların bilgisi haricinde hareket edemez durumda. İngiltere, “Gagyo”ların sayesinde Almanya’nın her adımından haberdar. Zaten Almanya, İngiltere’den bağımsız iş yapamaz hale geldi. Yalnız kalan Berlin, Londra’ya karşı zayıf durumda. Almanya Berlin’le çatışma halinde. 

Türkiye, Almanya’yla ilişkilerinde; Almanya’yla Berlin’i bir arada değerlendirmemeli. Almanya, Londra’nın Berlin’e karşı verdiği mücadelede, Berlin’in yanında durmuyor, Almanya, Berlin’e kafa tutarak Londra’ya hizmet ediyor. 

Almanya “Gagyo”lardan kurtulamadığı müddetçe ya da Londra’nın etkisinden kurtulamadığı müddetçe, bağımsız olamayacaktır. Ya da İngiltere’nin vekili olmaya devam edecektir. Berlin, Londra’yla mücadelede kendisiyle beraber hareket edecek müttefik arayışında. Türkiye, Berlin’in aradığı müttefik olabilir. Berlin, İstanbul’la ittifaktan yana. 

Almanya, Türkiye’yle ittifak kurmak istemeyecektir. Berlin, İngiltere’nin tahakkümünden Türkiyesiz çıkamaz. Türkiye, İngiltere’yi dünyada en iyi tanıyan devletlerden biri. Zaten Berlin de bunun farkında. Almanya, Türkiye’yle Berlin’in ittifak yapmasının önünü kesmek için Türkiye karşıtlarına sahip çıkıyor. Almanya, ya İngiltere’nin ya da Berlin’in zayıf yönlerini bulmak zorunda. Almanya yazılı olmayan bir emirle “Gagyo”larla beraber hareket ediyor. 

“Gagyo”lar, Budist bir örgüt, İngiltere tarafından kuruldu. 1960’larda kurulan bu örgüt, Almanya’yı etki dairesinin içine almış durumda. Berlin bu örgütle çatışma halinde. “Gagyo”lar, Almanya’nın tüm sırlarına vakıf. 

Berlin, “Gagyo”ların, Türkiye ile ittifak yapmasına engel çıkarmasından rahatsız.“Gagyo”lar, Almanya’nın Türkiye ile hareket etmesini istemiyorlar ve Berlin’in Türkiye yanlısı olmasından rahatsızlar. Yalnızca Londra, “Gagyo”ları Berlin’den söküp çıkarabilir. 

İngiltere, akıl oyunlarıyla ayakta durmaya çalışıyor. Londra, Türkiye’nin kontrol altında tutulmasına önem veriyor. 

Türkiye, Avrupa Birliği ile ABD arasında tutularak, zaten çokbaşlı olan Ankara, tekrar bir kez daha bölünüyor. Londra, Türkiye’nin Güneydoğu’sunu koparmak, Kuzey Irak’la birleştirmek ve burada bir devlet kurmak istiyor. ABD’nin Irak’ı işgali ve Rusya’nın Suriye’ye inmesi, Londra’nın bu hayaline şimdilik son verdi. Londra, Türkiye’den Güneydoğu’yu koparmaktan vazgeçmiş değil. Londra, Ankara’nın yalnızca İngiltere ile müttefik olmasını istiyor… Perşembe günü bu seriyi bitirelim. 

İngiltere’nin Geleceği (11) 

Dün dünyayı dizayn ederken bugün dizayn edilen devlet İngiltere. Şüphesiz son 200 yıldır en çok tartışılan, spekülasyonu, manipülasyonu ve propagandası yapılan ülkelerin başında İngiltere gelir. Magna Carta’dan beri ilgiyle izlenen İngiltere’nin en belirgin vasfı, trend oluşturmaktı. Oluşturduğu ve sebep olduğu trendler, dünyayı ciddi değişimlere maruz bırakmıştır. 

Son Bin yılı anlamak için Türkler, Almanlar, İngilizler, İspanyollar, Hollandalılar, Çinliler, Japonlar ve tabii ki Masonlar ve beraberinde Yahudiler titizlikle irdelenmelidir. 

İngilizlerin son 200 yılda “yaptıkları” ve “yapamadıkları” analiz edildiğinde, dünya gücü haline gelmiş bir devletle nasıl oynandığını ve onun gücünden nasıl yararlanıldığını ve bugün de kendisinden kaç post çıkarıldığını izlemek ve analiz etmek kadar çarpıcı bir uğraş olamaz. Dünün güneş batmayan imparatorluğu, bugün yine bir trend oluşturmaktır: Milletlerin devletsizleştirilmesi ve müttefiksizleştirilmesi ve devletlerin yeniden dizaynına zemin hazırlanması... Londra bugün bu trendin beşikliğini yapmak zorunda kalmaktadır. 

İngiltere’nin düne ait tüm bilgileri, artık işlevini yitirmiştir ve düne ait o dev bilgi yığınını güncelleyememenin sorunlarını yaşamaktadır. Bu sadece İngiltere’nin sorunu değil, bütün devletler bu sorunu yaşamaktadır. 

Dün sömürgelerini ve dünyayı her açıdan dizayn eden İngiltere’ye bugün, tüm dünyaya uzanan kılcal damarları üzerinden yeni bir kimya enjekte edilmektedir. Ve İngiltere tarihinde hiç olmadığı kadar edilgendir ve artık kendisini güçlendirici değil zayıflatıcı trendler oluşturma dönemindedir. 

Kadim Bilgi’nin desteği, saldırgan elitler ve inanılmaz bir enerji ile dünyayı tarayan İngiltere’nin yerini bugün mevcudu muhafaza derdine düşmüş bir devlet almıştır. 

Doğa nasıl kendisinden alınanı bir gün dramatik şekilde geri alırsa, milletlerin geçmişte bir şekilde ele geçirilen değerleri, ele geçirenin elinden zamanla, tarih tarafından tahsil edilir. Bugün yaşanan budur ve Kadim Bilgi’nin ilk maddesi der ki, “sana ait olmayan bir şeyi zorla, hile ile ya da başka yöntemlerle alma, alırsan artık sen, sen olmazsın.” 

Bunu en iyi bilen bir kitle (İngilizler) bunun tersi uygulamalara girince, doğanın kanunu çalıştı ya da ilahi adalet gereğini yaptı. İngiltere’nin elinde sadece kendi ürettikleri ve kendi alın teri kalacaktır. İngilizler, çok çalışmışlar, çok okumuşlar ve beyinlerinin kapasitesini çok iyi kullanmışlar, fakat kazanımlar saf-temiz olmayınca kimya bozulmuştur. 

İngiltere’den öğreneceğimiz çok bilgi, alacağımız çok ders var: Gücün, siyasetin, stratejinin, ekonominin, bilimin, kültürün, dinin, düşüncenin, insafın, merhametin yani temel değerlerin gerçek anlamlarını eğip bükerseniz, devletlerin, insanların, toplumların Azrail’i haline gelirsiniz. 

Temel değerlere sahip olabildiğimiz oranda insanlıktan daha yüce değerlere doğru yol alabiliriz. Kadim Bilgi’ye göre “İnsan olmak, varlığın eşiğidir. Buradan Yaratıcı’ya ulaşmak için İlahi Enerji ile dolmak gerekir ki bu da Erdem’dir, Fazilet’tir. Kim ki İlahi Enerji’yi gıda olarak almaz da gayri tabii gıdalara yönelirse işte o (insan ve devletler ya da başka birimler), pozitif alana doğru değil de negatif alana doğru ilerler.” 

Bugün olan da budur. Bilimde, ekonomide, siyasette vs. alanlarda ilerlemek demek, pozitif alanda Yaratıcı’nın rızasını kazanmak anlamına gelmez. Eğer İngiltere’yi ve benzeri örnekleri incelersek pozitif bazı hareketlerle negatifliğin sonsuzluğa doğru nasıl yol aldığını görürüz. 

Bu hali ile İngiltere hepimize ciddi katkıda bulunmuştur. (Bitti)

 ÖMER ÖZKAYA

(31Ekim-24 Kasım 2016 Güneş gazetesi köse yazıları)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın